28 Haziran 2012 Perşembe

İLLUSTRASYONLARIM-5



Tarih:26.06.2012
Kağıt türü:Britania
Ebat:30 x 40




Tarih:22.06.2012
Kağıt türü:Fabriano
Ebat:38 x 28




Tarih:11.06.2012
Kağıt türü:Fabriano
Ebat:38 x 28












20 Haziran 2012 Çarşamba

İLLUSTRASYONLARIM-4


Amerikalı dünyaca ünlü suluboya sanatçısı Charles Reid'den bir esinlenme...
Reid daima Fabriano kağıt kullandığı için, malesef kullandığım kağıt yanlış ve istenilen etki olmadı bana göre.Yine de sadece bir resim olarak bakıldığında, hoş tonlamalar var denebilir...
Kağıt Türü: Sanders-425
Ebat:28 x 38

 Bir Charles Reid esintisi daha...
İşte doğru kağıt!!! Bir de "Da Vinci" fırçalarımı da aldığımda etkiyi ikiye katlayabilirim...
Kağıt Türü: Fabriano
Ebat:28 x 38

9 Haziran 2012 Cumartesi

İLLUSTRASYONLARIM-3

Kağıt Cinsi:FABRIANO
Boyut:25x32

Hintli çocuk kitabı yazarı Deepak Chopra'nın "Sen,Gözlerinde Yıldızlarla" şeklinde türkçeye çevrilen kitabından bir portre...







Kağıt Cinsi:TOSCANA
Boyut:25x35

Çocukluğumuzun unutulmazı "Ayşegül" serisinden bir alıntı. Orijinal adı"Marline" olan bu kitapların çok meşhur ressamı Marcel Marlier...




                                                                                           Kağıt Cinsi:ARCHES
                                                                                               Boyut:24x32

Norman Percevel Rockwell'den bir çalışmam... 
Özellikle Amerikan gündelik hayatına dayalı sevimli, sıcak ve mizahi resimleri ile 40 yılı aşkın süre The Saturday Evening Post dergisinin kapaklarını hazırlayarak Amerikan popüler kültürüne damgasını vurmuştu.





İsveçli meşhur "Pettson ve Findus" çocuk kitaplarının illustratörü Sven Nordqvist'in Pettson tiplemesinden bir alıntı...

İLLUSTRASYONLARIM-2

Farklı kağıt cinslerinde suyun ve boyanın hareketi değişiyordu.



Kağıt Cinsi:BRITANIA
Boyut:24x32



İlk önce deseni hazırladığım bu çizim, yine Tom Sawyer'dan bir kare...

                                                                                                                              Kağıt Cinsi:BRITANIA
                                                                                                                            Boyut:24x32




İLLUSTRASYONLARIM-1

2012 KIŞ DÖNEMİ ESKİZLERİM

Ortaokuldan beri karikatür çiziyordum. Senelerdir bu uğraşımın daha ciddi bir boyut kazanmasını isitiyordum. Sonunda bu kış hayallerimin üstüne gittim ve tekrar daha ciddi boyutta çalışmaya başladım.Kim bilir belki bu çalışmalar beni bir çocuk kitabı hazırlamaya kadar bile götürürö kim bilir ...



Yukarıda yer alan eskizler vb. ile başladım çalışmalarıma.
Daha sonra suluboya girdi hayatıma.İşte ilk yaptığım resimlerden biri.Tom Sawyer'dan bir kare...
Kağıt Cinsi:SCHOELLER
Boyut:24x32

Ardından başka çalışmalarda geldi;

Kağıt Cinsi:BRITANIA
Boyut:24x35
Giderek çeşitli kağıt tiplerini ve boyaları öğrenmeye başladım.







                                                                                                Kağıt Cinsi:SCHOELLER
                                                                                           Boyut:24x32


Yepyeni bir dünya açılıyordu önümde...


18 Mart 2012 Pazar

SEVGİ EMEKTİ, O ZAMAN SEVGİMİZİ GÖSTERELİM "EMEK" E !




Uzun bir süredir, Mehmet Kurukaya vasıtasıyla "EMEK SİNEMASI'NIN YAŞATALIM" projesini takip etmekteyim. Hem bir mimar, hem bir sinemasever, hem de sorumlu bir vatandaş olarak...




Aşağıda Mehmet Bey tarafından iletilen son durum;


"Emek sineması mücadelemizin üçüncü senesinde çözüm parmaklarımızın ucunda!
İnşaat şirketinin teknik rapor ve teknik nedenlerine dayanarak yıkım öngören projesini körü körüne 2 yıldır destekleyenler, sene başında bizzat şirketin yöneticisi ve mimarının açıklamalarıyla tüm dayanaklarını yitirdiler! Emek restorasyonla korunabilir, teknik zorunluluk yok!
Yıkım öngören proje tüm dayanaklarını yitirdiğine göre, artık kamu yararını öngören, Emek Sinemasını Yaşatalım oluşumumuzun çıkış noktasına paralel, IKSV'nin projesini konuşma zamanı.
Emek sinemasını koruyan ve iki sinema ilave eden, Serkildoryan kompleksini bir sinema kültür merkezine dönüştürerek, Türk ve dünya sinemasına, sinema sanatına ve bağımsız sinemaya katkı sağlayarak Istanbul'u dünya sinema haritası üzerine yerleştirecek bu projeyi konuşalım!
Emekseverler, Twitter'da ve bloglarımızda paylaşalım!"

Mehmet Kurtkaya
 
 
 
 
 

Kaçımız bu fuayede kahve içti,
kaçımız bu gişede kuyruğa girdi!




 
Meraklılarına biraz da binanın tarihçesinden bahsedeyim;

Binanın ilk sahibi Ermeni bir ailenin oğlu Abraham Eramyan’dır. O zamanki adıyla Club des Chasseurs de Constantinople - İstanbul Avcılar Kulübü (1884) binası dönemin ünlü mimarı Alexandre Vallaury tarafından yapılmış.

Abraham Eramyan, Osmanlı Bankasına borçlarını ödeyemeyince binanın mülkiyeti bankaya geçmiş. (kaynak: Osmanlı Bankası Arşivleri) 1919 yılında da Manuk Manukyan isimli bir borsa simsarına 108.000 £ karşılığında satılmış. Birçok kaynakta Abraham Eramyan’dan sonra binanın mülkiyetinin H. Arditi ve A.Saltiel’ye geçtiği söyleniyor.Mülk sahibi değil de, işletme sahipleri olduğu daha büyük bir ihtimal.

Dönemin görkemli binası daha sonra Rum Atletik Jimnastikhanesi, Nouveau Cirque (Yeni Sirk), Skating Palace (Tekerlekli Paten Pisti) olarak değişik işlevlerde kullanılmış. Binanın tarihi ile binanın işlevlerini karşılaştırdığımızda o dönemlerde ne kadar renkli bir kültür yaşandığı beni hayrete düşürdü. Bir dönem ”at cambazı kumpanyası” yapılmış, Skating Palace olduğu dönemde de patinaj sporları ve daha da enteresanı hokey maçları yapılıyormuş.

Daha sonra ”Yeni Tiyatro”, ondan da sonra ”Melek Sineması” olarak tarihi ve kültürel yolculuğuna devam etmiş. 1940′larda Varlık Vergisi Kanunu sonrasında 1 milyon 100 bin liraya İstanbul Belediye’sinin aldığı bina, daha sonra Emekli Sandığı’na 26 milyon 500 bin liraya satılmıştır. 

Emekli Sandığı sinemanın ismini "Emek" olarak değiştirmiş, bina bugüne kadar o şekilde gelmiştir.

Tabii yukarıdaki bilgiler sadece sinemayı değil, tüm binayı kapsamaktadır.


HAFTASONU KUZGUNCUK


Bu cumartesi eşim ve oğlumla Kuzguncuk'a gittik.Hava oldukça soğuk ama güneşli idi. Eşim daha önce gidip, yemeklerini, havasını ve sohbetini çok sevdiği bir yere de götürmek istedi beni "Betty Blue".
Lokanta adını, "Betty" adlı gözleri görmeyen kedisi ve bir dönem izleyip etkisinde kaldığı filmden de alıyor.Duvarda filmden kareler de var.

Sahibi Sibel Hanım, son derece sıcakkanlı biri ve oldukça keyifli bir sohbet eşliğinde, maharetli elleriyle yaptığı yemeklerinden yedik.Bize bir senelik geçmişi olan lokantanın ve kendisinin, bu döneme kadar geçirdiği evreleri gayet akıcı bir dille anlattı.

Yemek yemeyi ve yapmayı seven biri olarak, özellikle kimyonlu maş fasulye salatasını ve portakal kabuğu rendeli zeytinyağlı kerevizini çok beğendim.

Yemek sonrasında, Kuzguncuk sokaklarında dolaştık bir süre. Burada bir mimarlık ofisimiz olduğunu hayal ettik eşimle.


Nice dizilerin değişmez mekanı olan Kuzguncuk, benim için hep "Perihan Abla"nın semti olacak.





Sokaklar arasında gezerken, 2.el kostümler,aksesuarlar satan çok hoş bir mağaza çıktı karşımıza."Evvel Zaman İçinde"


Şapkalara hayran biri olarak, hemen daldım içeri. Bir zamanda çeşitli çekimler yapmışlar.İşte bazıları;





Manavdan bazı ihtiyaçlarımızı alırken, oradaki amca hodan bitkisini gösterdi. Kastamonu'ndan gelmiş ve tadı mantar gibi imiş ve özellikle yumurtalı soğanlı yemeği çok lezzetli olurmuş.
Olur a, denk gelirseniz işte tarifi;

Zılbıt – Hodan Yemeği





Malzemeler:
1 kg zılbıt
2 orta boy soğan
1 diş sarımsak
3 yumurta
bir bağ maydanoz


Hazırlanışı:
Zılbıt temizlenip ince doğranır ve iyice yıkanıp haşlanır süzgece alınıp sıkılarak suyu alınır. Soğan kavrulur zılbıt ilave edilir bir süre birlikte kavrulur ve tuz ve pul biber sarımsak ilave edilir kavurmaya devam edilir. Maydanoz ilave edilir ve yumurtalar çırpılarak eklenir karıştırarak yumurtaların pişmesi sağlanır. Daha sonra servis yapılır.

HODAN YAĞI VE KULLANIMI:Yaşlanmış, pürüzlü, kırışık ve kuru ciltlerde cildin doğan nem dengesinin sağlanmasında, yaşlanma etkilerinin giderilmesinde, kırışıklıkların önlenmesinde ve giderilmesinde, sedef, egzama, vitiligo gibi deri hastalıklarından kaynaklanan lezyonların giderilmesinde BİTKİSEL GIDA DESTEĞİ olarak kullanılabilir. Birçok ünlü kozmetik ve dermokozmetik markası ürünlerinin içeriğinde Hodan yağına yer vermektedir.

Kuzguncuk

Beykoz`da oturmalı
Beykoz`da çalışan adam.
Fakat Kuzguncuk şirin yerdir
ve gayet nefis yapar gül reçelini
pansiyoncu Madam
ve kızı Raşel...
Aynada bir kartpostal :
bir manzara Nis şehrinden.
İskemle, karyola, konsol... v Denize nazırdı pencereleri...
Güneşte tavana suların ışıltısı vurur,
karanlık şilepler geçerdi geceleri
insanı olduğu yerde
eli böğründe bırakarak...
Selim`in odası havadardı.
Kırmızı yazmalar kururdu yandaki boş arsada.
Sağda Cevdet Paşa yalısı.
Yalıda bir tavus kuşu
bir de Mebrure Hanım vardı.
Mebrure Hanım
tafta entariler giyerdi.
Çok ihtiyardı
ve mavi gözleri kördü.
Tentene işlerdi Mebrure Hanım.
Uyanır bir beyaz güle başlar,
uyurken dağıtırdı gülünü...
Merhum Cevdet Paşa yalısında
Mebrure Hanımı unutmuşlardı...
Beykoz`da oturmalı
Beykoz`da çalışan adam.
Fakat Kuzguncuk şirin yerdir
Ve kırmızı yazmalar kuruyan boş arsadan
dünyayı zapta gidecek olan
pulsuz balıklar gibi çıplak çocukların
her akşam dinlerdi çığlıklarını Selim...

Nazım Hikmet



15 Mart 2012 Perşembe

YALIN'IN 2.SINIF PROJESİ

Yalın'ın bu seneki projesi, "Uzaktaki Arkadaşlarım" idi ve o da Güney Afrika ve Japonya'yı seçti ülke olarak.Kaç aydır bu proje için bilgiler topluyor, yazılar yazıyor ve fotoğraf arşivinden foto ayıklıyordu.

UZAKTAKİ ARKADAŞLARIM 

GÜNEY AFRİKA



 

Sonunda büyük gün geldi çattı ve dün projesini teslim eden Yalın, bugün de sunumunu yaptı.Sunumu yaparken, bir kısmını gördüğünüz dökümanları anlattı, Güney Afrika'dan oldukça fazla gezi fotoğrafları vardı. Ayrıca ülkelere ait elindeki oyuncaklar, mikado,tangram, çalgılar, Vuvuzela vb. objeler de götürdü yanında bugün. Hangi ülkeyi anlatıyorsa, ona ait kostümünü giyerek anlatmış -ki ben sadece gösterir, ama giymez sıkılır diye düşünürken, şovu gayet seven oğlum, tabii ki kostümleri de giymeyi ihmal etmemiş-
JAPONYA



Malesef sınıftaki sunum fotoğrafları yok, ama bir gün önce soru-cevap çalışırken ki demeç verir hali ve ses tonu babasını da, beni de çoook etkiledi. Gıdıklamamak için zor tuttuk kendimizi.


Yalın'ın dediğine göre, öğretmeni şu ana kadar yapılan en etkili ve başarılı sunum demiş ve teşekkür etmiş. Sınıftan bir kız arkadaşı da, "2 senedir senin sunumlarını seyretmek çok keyifli oluyor Yalın" demiş.






Anlayacağınız oğlum çok keyifli bugün. Eh! Ne yalan söyleyeyim, annesi de...