Uzun bir süredir, Mehmet Kurukaya vasıtasıyla "EMEK SİNEMASI'NIN YAŞATALIM" projesini takip etmekteyim. Hem bir mimar, hem bir sinemasever, hem de sorumlu bir vatandaş olarak...
Aşağıda Mehmet Bey tarafından iletilen son durum;
"Emek sineması mücadelemizin üçüncü senesinde çözüm
parmaklarımızın ucunda!
İnşaat şirketinin teknik rapor ve teknik nedenlerine
dayanarak yıkım öngören projesini körü körüne 2 yıldır destekleyenler, sene
başında bizzat şirketin yöneticisi ve mimarının açıklamalarıyla tüm
dayanaklarını yitirdiler! Emek restorasyonla korunabilir, teknik zorunluluk
yok!
Yıkım öngören proje tüm dayanaklarını yitirdiğine göre,
artık kamu yararını öngören, Emek Sinemasını Yaşatalım oluşumumuzun çıkış
noktasına paralel, IKSV'nin projesini konuşma zamanı.
Emek sinemasını koruyan ve iki sinema ilave eden,
Serkildoryan kompleksini bir sinema kültür merkezine dönüştürerek, Türk ve
dünya sinemasına, sinema sanatına ve bağımsız sinemaya katkı sağlayarak
Istanbul'u dünya sinema haritası üzerine yerleştirecek bu projeyi konuşalım!
Emekseverler, Twitter'da ve bloglarımızda paylaşalım!"
Mehmet Kurtkaya
Kaçımız bu fuayede kahve içti,
kaçımız bu gişede kuyruğa girdi!
kaçımız bu gişede kuyruğa girdi!
Meraklılarına biraz da binanın tarihçesinden bahsedeyim;
Binanın ilk sahibi Ermeni bir ailenin oğlu Abraham Eramyan’dır. O zamanki adıyla Club des Chasseurs de Constantinople - İstanbul Avcılar Kulübü (1884) binası dönemin ünlü mimarı Alexandre Vallaury tarafından yapılmış.
Abraham Eramyan, Osmanlı Bankasına borçlarını ödeyemeyince binanın mülkiyeti bankaya geçmiş. (kaynak: Osmanlı Bankası Arşivleri) 1919 yılında da Manuk Manukyan isimli bir borsa simsarına 108.000 £ karşılığında satılmış. Birçok kaynakta Abraham Eramyan’dan sonra binanın mülkiyetinin H. Arditi ve A.Saltiel’ye geçtiği söyleniyor.Mülk sahibi değil de, işletme sahipleri olduğu daha büyük bir ihtimal.
Dönemin görkemli binası daha sonra Rum Atletik Jimnastikhanesi, Nouveau Cirque (Yeni Sirk), Skating Palace (Tekerlekli Paten Pisti) olarak değişik işlevlerde kullanılmış. Binanın tarihi ile binanın işlevlerini karşılaştırdığımızda o dönemlerde ne kadar renkli bir kültür yaşandığı beni hayrete düşürdü. Bir dönem ”at cambazı kumpanyası” yapılmış, Skating Palace olduğu dönemde de patinaj sporları ve daha da enteresanı hokey maçları yapılıyormuş.
Daha sonra ”Yeni Tiyatro”, ondan da sonra ”Melek Sineması” olarak tarihi ve kültürel yolculuğuna devam etmiş. 1940′larda Varlık Vergisi Kanunu sonrasında 1 milyon 100 bin liraya İstanbul Belediye’sinin aldığı bina, daha sonra Emekli Sandığı’na 26 milyon 500 bin liraya satılmıştır.
Emekli Sandığı sinemanın ismini "Emek" olarak değiştirmiş, bina bugüne kadar o şekilde gelmiştir.
Tabii yukarıdaki bilgiler sadece sinemayı değil, tüm binayı kapsamaktadır.







meraba selin, festival yaklaşırken insan ne kadar üzülüyor değil mi emek'te film izleyemeyecek olmamıza? ben de bahsettim bugün emek'ten. selamlar..
YanıtlaSil